KamuEnerji | Enerji Portalı

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Forum

KamuEnerji | Forum
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş yada Kayıt.    Kayıp Parola?
Ankilozan Spondilit Nedir ?
(0 inceleyen) 
En alt
BAŞLIK: Ankilozan Spondilit Nedir ?
#309
temsan
Yeni Eleman
Gönderiler: 3
graphgraph
Şu an sitede değil
Ankilozan Spondilit Nedir ? 2 Yıl, 11 Ay önce Karma: 0
Ankilozan Spondilit Nedir ?

Ankilozan spondilit (AS), öncelikle omurgayı tutan, ağrılı, şekil bozukluğu ve aktivite kısıtlanması ile sakatlığa neden olan iltihaplı romatizmal bir hastalıktır.

Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Günümüzde kalıtımın önemli rolü olduğu bilinmektedir. Bu nedenle genetik geçiş araştırılmalıdır. Her AS'li anne veya babanın çocuğu AS'li doğmaz. Bu genetik geçiş oranı %15 civarındadır.

Kimlerde, ne sıklıkta görülür?

En çok 20 - 40 yaşlar arasındaki genç erkekler olmak üzere kadınları ve ergenlik dönemindeki çocukları etkiler. AS, her 200 erkek ve her 500 kadının birinde görülür. Ortalama başlangıç yaşı 24 olup, erkekleri kadınlara oranla 3 kat daha sık tutar.

Tanı

Her sırt ağrı ve tutukluğunun sebebi AS değildir. Genç bir erkek hastada 3 aydan uzun süren istirahatle, geceleri artan ve uykudan uyandıran bel-sırt ağrısı, sabah tutukluğu, şekil bozukluğu ve kamburluk oluşumunda akla AS gelmelidir. Kesin tanı kan tahlili ve röntgen filmleri ile konur. Röntgen filmlerinde omurgada bahsedilen değişiklikler görülür. Kan tahlillerinde iltihaplanma bulguları olan sedimentasyon ve CRP'nin özellikle alevlenme dönemlerinde yükseldiği görülür. HLAB27'nin önemi ve tanıdaki yerinden yukarıda bahsedildi.

Ankilozan spondilit seronegatif spondiloartropatilerdendir. Seronegatif diye adlandırılmasının nedeni hastalığa tanı koyduracak özgül bir kan incelemesinin bulunamayışındandır. Yine de elde tanıyı doğrulamada, hastalığı ve sağaltımını izlemede yararlı bir takım testler mevcuttur.
HLA-B27 Doku Antijeni Tespiti:' her ne kadar genetik yüklülüğün göstergesi olsa ve bilinen en genetik geçişli hastalıklardan biri olduğuna dair kanıt sunsa da bu antijenin varlığının bilinmesi hastalığın tedavisi veya tanısı konusunda akademik bir merakı tatmin etmekten öteye gitmeyen bir yararı vardır. Bunun bir kanıtı da idyopatik ankilozan spondiliti olan hastaların %80-90'ında bu antijen pozitif olsa da dünyada HLA-B27 pozitif insanların yaklaşık sadece %1'nin bu hastalığa yakalanıyor oluşudur.
Eritrosit Sedimantasyon Hızı: Alınan kan örneğinin belirli sürelerde ölçülen çökelme hızı, iltahabi alevlenmelerle giden her hastalıkta olduğu gibi bu hastalığında alevlenmesinin iyi bir göstergesidir. Akut alevlenmelerde sedimantasyon hızı laboratuvarın verdiği referans değerlerin oldukça üstüne çıkar. Birimi mm/saat.Tedaviye yanıtı izlemede değerli ve ucuz bir testtir. Sedimantasyonun düşmesi olumlu bir göstergedir.
CRP (C Reaktif Protein): Eritrosit sedimantasyon hızı gibi vücutta bağışıklık yanıtının hareketlendiğini gösteren çağdaş ve ölçüm yöntemleri açısından daha gelişmiş bir testtir. Çıkan değerlerin laboratuvarın verdiği referans değerlerinin üstüne çıkması iltahabi bir duruma işaret eder. Yine tedaviye yanıtı ve hastalığın aktivitesini izlemede ,sedimantasyon hızının sağlaması gibi kullanılır.
Kemik Yoğunluğu Ölçümü: Tanı aşamasında ve belirli aralıklarla yaptırılması gereken incelemelerdendir. Kemik yoğunluğunun zamanla azalabildiği hastalıklardan biri olarak, kırık riskini de getirmektedir. Osteoporozun önüne özgül tedavilerle kısmen de olsa geçebilmek adına kısa sürede yapılan, röntgen filmi çektirmek kadar kolay olan bu testin yapılmasında yarar vardır.

Hastalığın seyri

Erken dönemde tanı konup uygun tedavi ve duyarlı egzersizler uygulanmazsa hastalık fiziksel engelliliğe doğru ilerler. Boyun hareketleri nispeten daha rahattır. Tüm bölgeler etkilenmişse öne eğik, kambur bir pozisyon oluşur, gövde hareket ettirilemez, sağa sola dönüşler tüm vücut ile yapılır. Omurga ve diğer eklemlerdeki sertlik, kişinin günlük işlerini sürdürmesini zorlaştırır.
Yıllar geçtikçe hastalık daha az aktif olabilir, hatta yakınımlar tama yakın kaybolabilir.
AS'li hastaların çoğu düzenli egzersiz yaptıkları takdirde sosyal yaşamlarını aynen devam ettirdikleri gibi iş yaşamlarında da verimliliklerini sürdürürler.

Tanı

Her sırt ağrı ve tutukluğunun sebebi AS değildir. Genç bir erkek hastada 3 aydan uzun süren istirahatle, geceleri artan ve uykudan uyandıran bel-sırt ağrısı, sabah tutukluğu, şekil bozukluğu ve kamburluk oluşumunda akla AS gelmelidir. Kesin tanı kan tahlili ve röntgen filmleri ile konur. Röntgen filmlerinde omurgada bahsedilen değişiklikler görülür. Kan tahlillerinde iltihaplanma bulguları olan sedimentasyon ve CRP'nin özellikle alevlenme dönemlerinde yükseldiği görülür. HLAB27'nin önemi ve tanıdaki yerinden yukarıda bahsedildi.

Hastalığın seyri

Erken dönemde tanı konup uygun tedavi ve duyarlı egzersizler uygulanmazsa hastalık fiziksel engelliliğe doğru ilerler. Boyun hareketleri nispeten daha rahattır. Tüm bölgeler etkilenmişse öne eğik, kambur bir pozisyon oluşur, gövde hareket ettirilemez, sağa sola dönüşler tüm vücut ile yapılır. Omurga ve diğer eklemlerdeki sertlik, kişinin günlük işlerini sürdürmesini zorlaştırır.
Yıllar geçtikçe hastalık daha az aktif olabilir, hatta yakınımlar tama yakın kaybolabilir.
AS'li hastaların çoğu düzenli egzersiz yaptıkları takdirde sosyal yaşamlarını aynen devam ettirdikleri gibi iş yaşamlarında da verimliliklerini sürdürürler.

Tedavi yöntemleri

Eğitim ve egzersiz tedavisi AS'de kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının önlenmesinde çok önemli tedavi yöntemleri olup, kitapçığın en sonunda geniş bir şekilde ele alınacaktır.

1. Eğitim ve egzersiz
2. İlaç tedavisi
3. Fizik tedavi
4. Cihaz ve korseleme
5. Kaplıca tedavisi
6. Cerrahi tedavi
7. Yeni ilaçlar

2- İlaç tedavisi

İlaç tedavisinin amacı:
1. İltihabı azaltmak,
2. Kasları gevşetmek,
3. Ağrıyı azaltmak,
4. Eklemlerdeki tutukluğu azaltmak,
5. Egzersizlerin rahat yapılmasını sağlamak,
6. Günlük yaşamınızı sürdürmenize yardım etmektir.


Ankilozan spondilit ile birlikte daha iyi yaşam için koruyucu öneriler

1. Düzgün postür yatarken, otururken, ayaktayken, çalışırken ve araba kullanırken mutlaka korunmalıdır.
2. İdeal yatak ne çok sert ne de çok yumuşak olmamalı, eğilip bükülmemelidir. Eğer yatağınız çok yumuşak ise yatağınızın altına düzgün bir tahta konulmalıdır. Yüzüstü yastıksız ya da baş altına çok ince bir yastık koyarak yatmalısınız. Bacaklarınız mümkün olduğunca düz olmalıdır. Sırtüstü yastıksız yatmalı; baş, omuz, kalça ve bacaklar yatakla tamamen temasta olmalıdır.
3. Yüzüstü yatma alışkanlık haline getirilmelidir (Şekil 5). İlk denemelerde 5 dakikadan fazla tolere edemeyebilirsiniz, bu durumda göğüs altına yastık koymak gerekebilir. Egzersiz yaptıkça kaslarınız gevşer ve rahatlıkla uygular hale gelebilirsiniz. Sabahları kalkmadan ve akşam yatmadan önce 20 dakika yüzüstü yatma önerilmektedir.
 
Kayıt tutuldu Kayıt tutuldu
 
  Herkezin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
En üst